Ara 07

Gözün yapısı nasıldır

Küre şeklindeki göz orbita denen kemik boşluk içine yerleşmiştir ve gözkapakları ile korunur. Dışta beyaz renkli sklera ve onun devamında saydam bir tabaka olan kornea yeralır. Korneanın altında göze rengini veren iris bulunur. İrisin ortasında ışık miktarına göre genişliği değişen gözbebeği (pupilla) yer alır. İrisin arkasında göz merceği (lens) vardır. Bu yapı saydamdır ve disk şeklindedir. Skleranın altında gözün damarsal tabakası (uvea) ve onun altında da görmeyi sağlayan ağ tabaka (retina) yer alır. Görsel uyarılar retinadan beyne görme siniri (optik sinir) yoluyla iletilir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , ,

Ara 05

Boyun ağrılarından kendinizi koruyabilmeniz için doktorunuzun önerisi doğrultusunda yapabileceğiniz çeşitli egzersizler söz konusudur. Boyun ağrılarından kurtulmak için doktorunuzun size vereceği egzersiz programlarını süre ve tekrar sayılarını dikkate alarak uygulamalısınız. Bu, sizin ileride karşılaşabileceğiniz problemleri en aza indirecek ve tedaviye olan uyumunuzu artıracaktır. Egzersiz sırasında meydana gelebilecek ağrı ve diğer rahatsızlıklarda programı keserek doktorunuza danışınız. Bu şartlarda egzersize devam etmek sakıncalıdır. Egzersiz yaparken nefesinizi tutmayın, egzersize başlarken derin bir nefes alın ve düzenli bir şekilde nefes alıp vermeye devam edin. Genel olarak egzersize başlamadan önce ılık bir duş almak, rahat kıyafetler giymek, uygun bir çalışma zemini ve saati seçmek gerekir.
Bu yazımızda boyun kaslarını güçlendirmek için kullandığımız egzersizlerden bazılarını tanıtmak istiyorum. Her bir egzersizde tut-gevşe yöntemi kullanılır. 5 saniye kasılı tutup 5-10 saniye gevşenir. Her bir egzersiz 10 kez tekrarlanır ve günde 2-4 kez gerçekleştirilir:
1. Ellerinizi alnınıza koyun, başınızı öne doğru itmeye çalışırken ellerinizle engel olmaya çalışın.
2. Ellerinizi başınızın arkasına (enseye değil) koyun ve başınızı arkaya doğru itmeye çalışırken ellerinizle engel olmaya çalışın.
3. Sağ elinizi yüzünüzün sağ tarafına koyun ve başınızı sağa doğru itmeye çalışırken sağ elinizle engel olmaya çalışın. Aynı hareketi bu defa sol elinizle sola doğru tekrarlayın.
4. Sağ elinizi başınızın sağ arka kısmına, sol elinizi sol şakağınıza koyun. Sağ omzunuzun üzerinden bakmaya gayret eder gibi elinizin direncine karşı başınızı sağa döndürmeye zorlayın. Hareketi el değiştirerek aksi yönde tekrarlayın.
5. Başınızı yavaşca sağa döndürün ve üç saniye böyle durun. Başınızı öne döndürün, dinlenin. Hareketi aksi yönde tekrarlayın.
6. Aşırı zorlanmaya sebep olmadan, başınızı çeneniz göğsünüze değecek kadar öne eğmeye çalışın. Dinlenin. Başınızı yavaşca arkaya bükün ve tekrar dinlenin.
7. Başınızı yavaşca kulağınız omzunuza değecek kadar sağa eğmeye çalışın. Dinlenin. Başınızı yavaşca doğrultun. Hareketi aksi yönde tekrarlayın ve dinlenin.
Sevgili okurlar, egzersizler ağrının azaltılması, kas kuvvetin artırılması ve dengenin sağlanmasını düzenler. Sağlıklı olsanız bile her gün hiç aksatmadan boyun kaslarınızı güçlendirici egzersizler yapınız.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , ,

Ara 05

Menopoz nedir?

Kadın hayatının ortalama olarak üçte biri menopoz döneminde geçer. Menopoza girme yaşı tüm dünyada ve antik çağlardan beri fazla değişme göstermemiştir ve ortalama 45-55 cıvarındadır. 40 yaştan önce menopoza girmek “erken menopoz ” olarak tanımlanmaktadır. Menopoz genellikle hayatın doğal bir aşaması olarak kabul edilmektedir.

Gerçekten de menopoz, kadın hayatının yumurtlama fonksiyonlarının sonlandıktan sonraki doğal bir aşamasıdır. Ancak menopozda oluşan bazı değişiklikler kadının hayatını derinden ve öylesine olumsuz etkiler ki bu durum pek çok hastalıkların ortaya çıkmasına ve kadının yaşam kalitesinin azalmasına neden olur.Bu gün menopoz olumsuz etkileri önlenmeye ve tedavi edilmeye çalışılan bir hastalık gibi kabul edilmektedir.

Menopozun kadın hayatının doğal bir parçası olması nedeniyle hiç bir şey yapmadan izlenmesi artık eskilerde kalmıştır.Özellikle kadın yumurtalık hormonlarının laboratuar koşullarında üretilip kullanılmaya başlanmasıyla bu kavram daha da ön plana çıkmıştır. Menopozda azalan yumurtalık hormonlaının yerine konmasıyla menopoza ait tüm olumsuz değişiklikler ve hastalıklar kolaylıkla önlenebilmekte veya en aza indirgenebilmektedir.

Menopozdaki temel değişiklik kadınlık hormonu olan östrojenin yumurtlamanın durması sonucu azalmasıdır.Böylece kadında
-Ateş basma,terleme,çarpıntı
-Uykusuzluk,sinirlilik,(ruhsal çöküntü) depresyon,unutkanlık,halsizlik,çabuk sinirlenme
-Bazan cinsel istekte (libido) azalma
-Kemik erimesi(osteoporoz)
-Damar sertliği (ateroskleroz) gelişme eğilimi
-Cinsel organlarda çekilme(atrofi) ,kuruluk,ağrılı ilişki
-İdrar kaçırmaya kadar varan idrar yollarında atrofi ortaya çıkmaktadır.

Kadınlar bir sabah uyandıklarında kendilerini menopoza girmiş olarak bulmazlar.Menopoz 20 yıl süren değişikliklerin tam ortasındaki dönemdir.40 yaşından sonra kadınlarda önce yumurtlamanın azalmasına bağlı olarak düzensiz adet kanamaları,aralıklı ateş basma ve terlemeler,psikolojik değişiklikler ortaya çıkmaya başlar.Daha sonra yakınmalar giderek artar ve adet tamamen kesilir. Bu dönemde 1 yıl adet kanamalarının olmaması menopoz tanısı için yeterlidir. 6 aydan daha fazla adet gecikmeleri araştırılıp kandaki estrojen ve yumurtlamayı uyaran hormon (FSH) seviyeleri ölçülerek kesin tanı konulur. Ancak adet düzensizlikleri veya düzensiz kanamalar “menopoza giriyorum” düşüncesiyle normal karşılanmamalı; hasta doktoruna başvurarak bu değişikliklerin gebelik ve kadın cinsel organlarının kanserlerinde de görülebileceği göz önünde tutularak bu hastalıklar dikkatle araştırılmalıdır.

MENOPOZDA KALP VE DAMAR HASTALIKLARI

Menopozda estrojen hormonunun azalması sonucu, bu hormonun koruyucu etkisi ortadan kalktığından kalp-damar sistemi hastalıklarında %60’a varan artışlar görülmektedir. Önceleri kalp-damar hastalıklarından korunmak ve ateroskleroz oluşumunu önlemek veya geciktirmek için menapozda estrojen tedavileri önerilirken, son zamanlarda tamamlanan büyük bazı araştırmaların ( WHI , One-million Women Study) sonucu bu tedavinin faydalı olmadığı hatta kalp-damar sistemini daha da olumsuz etkileyebileceğini göstermektedirler. Daha önce kalp-damar hastalığı olanlarda, bunun düzelmesi için hormon kullanımının faydasız hatta var olan hastalığın seyrini daha da kötüleştirebileceğini bildiren araştırma sonuçları vardır.

Kısaca menopozda kalp-damar hastalıklarından korunmak için kardioloji kliniklerinin önerdiği diyet, egzersiz, kolesterolu düşüren ilaçlar (statinler) kullanılmalı,menapozda hormon replasman tedavisi (estrojen ) bu amaçla kullanılmamalıdır.

MENOPOZDA KEMİK ERİMESİ (OSTEOPOROZ)

Amerika Birleşik Devletleri’nde yaklaşık 25 milyon kadının sorunu olan menopoz sonrası osteoporoz kabaca kemik dokusunun temel minerali olan kalsiyum’un yaşlanma ve menopozdaki östrojen eksikliği sonucu kalıcı olarak kaybedilmesidir.İlk 5-8 yılda kemik kaybı ortalama yılda %4-8 iken daha sonra kısmen azalarak kadın her yıl kemik dokusunun yaklaşık %1′ini kaybeder ve 75 yaşına geldiğinde ortalama olarak 35 yaşındaki kemik dokusunun %30′unu kaybetmiş olur.Bunun bağlı olarak menopozla beraber hızla artan kemik erimesi sonucu sessiz omurga kırıklarlarıyla bel ağrıları,boyda kısalma ve kamburluk ortaya çıkar.Menapozdan sonra bir kadında boy 65 yaşına kadar ortalama 4 cm ,75 yaşına kadar 9 cm kısalır.Omurga kemiklerindeki çökme kırıklarına bağlı olarak ortaya çıkan kamburluk ve göğüs kafesinin kemik yapısının bozulması sonucu hastada solunum sıkıntısı gelişebilir.Kadınlar menopozda çarpma düşme sonucu kalça,el bileği ve diğer kemik kırıklarına da daha kolay maruz kalabilirler.Bu kırıklardan en ciddi olanı kalça kırığıdır ve kalça kırığından sonra hastalardan %12-20’si 2 yıl içinde kaybedilmektedir.Kalça kırığı geçirmiş hastaların geriye kalanlarının bir kısmı sürekli bakıma ihtiyaç duymaktadırlar.Bu nedenle ABD’de yapılan yıllık tedavi ve rehabilitasyon harcamalarının tutarı 20 milyar doları bulmakta ve bu rakam her yıl giderek artmaktadır.Korunma bu açıdan en ekonomik,en insancıl ve en kolay yöntem olarak karşımıza çıkmaktadır.Kemik erimesine zemin hazırlayan risk faktörleri,

-Çok çocuk doğurma
-Sigara,alkol kullanımı
-Beslenme bozuklukları (kalsiyumdan fakir diyet)
-Güneş banyosu alışkanlığının olmaması
-Spor yapma alışkanlığının olmaması
-Uzun süre yatağa bağlı kalmaya neden olan hastalıklar
-Bazı endokrin (hormonal ) bozukluklar (hiperparatiroidi,hipertiroidi(guatr),böbrek üstü bezinin aşırı çalışması veya steroid hormonlarının ilaç olarak uzun süreli alımı vb)
-Bağ dokusu hastalıkları(Romatoid artrit,sarkoidoz) ,siroz,böbrek hastalıkları,erken menapoz
-Genetik faktörler(ailede osteoporoz varlığı)

MENOPOZDA İDRAR YOLLARI DEĞİŞİKLİKLERİ

Östrojen hormonunun eksikliği kadınlık organlarına komşuluğu ve fizyolojik beraberliği nedeniyle idrar yolları ve mesane fonksiyonlarını da etkiler.Vajen ve idrar deliği (üretra) destek dokuları zayıflar, mesane fonksiyonları bozularak idrar kaçırma varsa artabilir veya ortaya çıkabilir.Bu dönemde mesane fıtıklaşması,atrofiye bağlı rahim(uterus) ve vajina sakmaları da idrar kaçırmanın bir nedeni olabilir.Ancak menapozda görülen idrar kaçırmanın en sık nedeni mesanenin zamansız kasılmasına bağlı olan aşırı aktivitedir(detrusor instability).Bu hastalar genellikle sıkıştıklarında yetişemeyip tuvalet kapısında idrarlarını kaçırırlar. Menapoz öncesi dönemde kadınların %10′unda görülen bu durum menapozdan sonra %20-30′unda rastlanır.Vajinal veya ağızdan uygulanan östrojen hormonu yakınmaları azaltır veya düzeltir.

MENOPOZ TANI VE TEDAVİSİ

Menopozun olumsuz etkilerinin en aza indirgenmesinin en önemli ön koşulu tanısının en erken aşamada konulup erken tedaviye başlanmasıdır.Çünkü menopozdaki kayıplar ilk yıllarda en fazladır.Menopoz temel olarak yumurtlamanın durması (doğal) veya yumurtalıkların alınması(cerrahi) veya çalışamayacak kadar hasar görmesine bağlı olarak ortaya çıkar.40 yaşından sonra 1 yıl süreyle adet görmeyen ve yakınmaları da olan bir kadın başka araştırma yapılmaksızın menopozda kabul edilebilir.Menopoza geçiş döneminde ,gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan kötü huylu hastalıklar ayırt edilmelidir.Bunun için seyrek adet gören ,ateş basma,çarpıntı,terleme ve psikolojik değişiklikleri olan bir kadının adetin 3. günü alınan kanında, yumurtalıkları uyaran hormon(FSH,LH) düzeyleri artmışsa tanı daha kesin ve erken konmuş olur ve tedavi de hemen başlanabilir.Düzensiz (genellikle seyrek) adet gören bir kadında FSH 40 pg/ml üzerinde ise menopoz tanısı kesinlikle konur.FSH değerinin 25-40 pg/ml arasında olması halinde menapoza giriş sürecinin başladığı ancak seyrek de olsa yumurtlama ve gebelik de olabileceği düşünülür.Ancak her durumda gebelik ve düzensiz kanamaya neden olan diğer hastalıklar gebelik testi,ultrasonografi ve endometrial biopsi (kürtaj) vb ile araştırılmalıdır.

HORMONLA TEDAVİ

Başlıca bozukluk veya eksiklik östrojen hormonun azalması olduğundan ,temel tedavi de östrojen hormonu vermektir.Tanı konur konmaz eğer hasta için sakıncaları yoksa;
-Ağızdan
-Cilte yapıştırılan bantlar veya sürülen jellerle
-Vajinal yolla
östrojeni yerine koyme tedavisine başlamak esastır.
Hormon Kullanımına Engel Oluşturan Durumlar:
-Yeni kalp krizi(miyokard enfarktüsü) geçirmiş olanlar
-Geçici iskemik atak
-Geçirilmiş inme (serebrovasküler olay),beyin damar tıkanıklıkları
-Karaciğer fonksiyonlarının bozuk olması
-Östrojen ile ilerleyen tümör varlığı(Meme ,rahim)
-Tromboemboli (damariçi pıhtılaşma ile damar tıkanıklığı)
Dikkatli ve Kontrollü Kullanılacak Durumlar:
-Kalpte iskemik hastalık(damar sertliğine bağlı beslenme bozukluğu)
-Hipertansiyon(yüksek tansiyon)
-Safra kesesi hastalıkları ve taş
-Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)
-Hiperlipemi (kanda yağ,kolesterol, oranının yüksek olması)
-Migren tipi başağrıları
-Miyom(rahimde tümör)
Hormon tedavisine başlanmadan önce,bu ilaçların olası yan etkileri ve uzun yıllar kullanılmasına bağlı ortaya çıkabilecek durumlar hasta tarafından bilinerek ,ön hazırlıklar yapılmalıdır.Ön araştırmalar:
-Genel vücut ve jinekolojik muyene,tansiyon ,kilo,ağırlık ölçümü
-Karaciğer fonksiyonları (kandaki karaciğer enzimleri,yağlar,kolesterol ölçülür)
-Kan ve idrar tetkiki( genel kontrol)
-Servikal smear(Rahim ağzı kanserini araştırmak için alınan sürüntü)
-Mammografi (Meme kanseri taraması)
-Endometrial biopsi ve/veya vajinal ultrason ile endometrial kalınlık ölçümü(rahim kanserini tarama)
-Açlık Kan Şekeri (Şeker hastalığı araştırılması)
-Elektrokardiografi (Kalpte kriz veya beslenme bozukluğu araştırılması)
-Gerekirse kemik yoğunluğu ölçümleri(kırıkları önlemek ve diğer ilaçların gerekliliğinin araştırılması için)
Bu tetkikler hastanın durumuna göre en az 1 yıl aralıklarla tekrarlanır.

HORMONSUZ TEDAVİ

Genellikle direkt olarak menopoza karşı değil ,oluşturduğu hastalıklara (osteoporoz vb ) karşı kullanılan ilaç ve yöntemleri içerir.
-Kalsiyum desteği
-Bifosfonatlar
-D Vitamini

DİYET

-Kalsiyumdan zengin diyet esastır.Süt ,yoğurt,peynir vb diyetle kemik kaybı önlenmeye çalışılır.
Bazı yiyeceklerin kalsiyum içeriği aşağıda gösterilmiştir.

Besinler Miktar Kalsiyum (mgr)
Süt 100 ml 120
Yoğurt 100 ml 115
Yumurta (beyaz) 100 gr 11
Yumurta (sarısı) 100 gr 152
Peynir (yağlı) 100 gr 162
Peynir (yağsız) 100 gr 96
Çökelek (kuru) 100 gr 505
Gravyer (%8 tuzlu) 100 gr 1011
Kaşar Peyniri 100 gr 700
Koyun Eti 100 gr 10
Sığır Eti 100 gr 11
Tavuk Eti 100 gr 12
Kuru Fasulye 100 gr 144
Kuru Nohut 100 gr 150
Kuru Barbunya 100 gr 135
Ceviz 100 gr 99
Fındık 100 gr 208
Kara Lahana 100 gr 116
Kuru İncir 100 gr 126
Pestil 100 gr 86
Kivi 100 gr 100
Asma Yaprağı 100 gr 392
Bamya 100 gr 92
Ispanak 100 gr 93

EGZERSİZ

Her gün 30 dakikalık yürüme ve basit ağırlık kaldırma, kas güçlendiren hareketler ilaçlar kadar önemlidir. Yaz aylarında güneş ışığından (ultra viole) faydalanmak için düzenli güneşlenme yararlıdır.

OLUŞAN HASTALIKLARIN TEDAVİSİ

Amaç hastalıkların önlenmesi olmakla beraber önlenemediği zaman uygun tedaviler yapılır.

KEMİK ERİMESİ

Kırık oluşmuşsa uygun tedavi yapılır ve fizik tedavi ile rehabilitasyon sağlanır. Kırıklara bağlı ortaya çıkan kamburluk nedeniyle oluşan ağrı ve solunum sıkıntısı için fizik tedavi ve uygun aletlerle hastaya yardımcı olunmaya çalışılır. Kırıkların oluşumunun önlenmesi için ev hastaya göre yeniden düzenlenmelidir. Merdiven kenarlarına, banyo ve tuvalete tutunacak kollar yapılır. Elektrik kesintisi anında oluşabilecek çarpma ve düşmeleri önlemek için özel pilli veya jenaratörlü lambalar merdivenlere yerleştirilebilir. Yerdeki kaygan örtü malzemeleri (halı, kilim vb.) sabit hale getirilebilir.

İDRAR KAÇIRMA

Mesane boyunun sarkmasına veya mesane aktivitesinin artmış olmasına (detrusor instabilitesi) göre değişir. Mesane boyu hareketliliğinin arttığı durumlarda cerrahi; mesane kasının zamansız kasılmasına bağlı idrar kaçırmalarına ilaç, fizik tedavi ve/veya mesanenin elektrik stimulasyonuna dayalı tedaviler uygundur. Hangi tedavinin yapılacağına konunun uzmanı bir hekim tarafından yapılan muayene, laboratuar ve ürodinamik (mesanenin dolum, işeme ve kaçırma basınçlarının bilgisayarla kaydı) çalışmalarla karar verilmelidir. İyi seçilmemiş hastalarda tedavi idrar kaçırmayı düzeltmeyeceği gibi artışına neden olabilir.

PSİKOLOJİK SORUNLAR

Özellikle ilk yıllarda kadınlarda adetten kesilme, ateş basma, terleme, çocuk doğurma yeteneğini kaybetme gibi bozukluklar eksik kadınlık, izolasyon, depresyon, içe kapanma, uykusuzluk, aşırı sinirlilik, saldırganlığa neden olabilir. Bu durumda bir psikiyatrisin öneri ve tedavisine gerek vardır. Alışmaya çalışmak sorunu derinleştirebilir.

Unutulmaması gereken Menopozal dönemi bir hastalık olarak görmemek gerekir. Bu dönem doğru ve yeterli takipler ile keyif ve sağlıkla geçirilebilir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , , , , , , , , ,

Ara 05

20-40 yaşları arası seksin en yoğun yaşandığı, kadın ve erkeğin en aktif olduğu yaşlardır. Ancak bu yaş aralığının dışında da arzulanma arzusunu, vücuduyla barışık olma arzusunu, orgazm tecrübesini, fantezilerini iyi değerlendiren her birey hayatı boyunca cinsel yaşamını devam ettirebilir.

Yaş ilerledikçe veya uzun birlikteliklerde cinsel istekte azalma, erkeklerde ereksiyon ve boşalma problemleri, kadınlarda lubrikasyon-kuruma- problemleri meydana gelebilir. Bu gibi faktörler cinselliği de mecburiyettenmişcesine tek düze ve rutin hale getirebilir. Bu rutin yaşam; çiftlerin birbirleriyle yakınlaşmaları, arzularını muhafaza edebilmeleri, vücutlarıyla barışık olmaları, fantezilerini geliştirebilmeleri, cinsel tercihlerini gözden geçirmeleri gibi hususlarla önlenebilir.

Cinsel IQ, kişinin tercihlerini, duygularını, seks sırasındaki kokusu ve çıkarttığı sesler ile vücudunu, cinsel aktivitedeki limitlerini, yasak olan ve olmayan noktaları ve yaşamak istediği değişiklikleri muhakeme etmesi ve tüm bu faktörlerle kendini kabullenmesidir. Bu nedenle iyi bir cinsel yaşamdaki önemi ölçülemez.

İşte hatırlamanız gereken önemli noktalar:

1: Seksin vücut görüntüsü ile hiçbir alakası yoktur. Mükemmel olmayan vücutlar da seksten zevk alır, partnerine zevk verir. Burada tarafların karşılıklı olarak dürüst ve saygılı olmaları, cinselliği bu şekilde yaşamaları önemlidir. Tatmin edici seksi oluşturan pozitif faktörler seks sırasında cinsel istek, tarafların müsaade yeteneği, haklarını değerlendirme yeteneği ,cinsellikle ilgili doğru bilgilere sahip olmaları, yeterli heyecanı hissetmeleri ve beyinsel konsantrasyon ile karşılıklı tensel kokunun birbirine çekici gelmesi olarak özetlenebilir.

2: Eğlenmek de seksin bir parçasıdır. Kişilerin dilediğince özgür olması, fanteziler kurması, dürüstlük ve saygı çerçevesinde zevk aldığı şeyleri partnerine sunması, cinselliği ayrıcalıklı bir armağan olarak algılaması ve herkesin zevk almaya hakkı olduğunu kabullenmesi ile cinsel hayatları renklenecektir.

3: Sekste sıklık önemli değildir. Evli bir çiftin seks yapma aralıkları tamamen kişilere göre değişen bir durumdur. Hiçbir çift seks yapma aralığı az diyerek aşağılanmamalıdır. Ancak sürekli birlikteliklerde veya evliliklerde periyodik bir yaklaşımı öneriyoruz. Özellikle karşılıklı sıcaklığı muhafaza etmek açısından periyodik aralıkları önemli buluyoruz. Periyodik belirli aralıklarla tatmin edici birleşmeler, aynı zamanda cinsel fonksiyonun devamı açısından da önemlidir.

4: Sekste çekincelere yer yoktur. Seksin korkutucu çekince içinde değil, samimi ve açık olarak konuşulması mutlu bir cinsel yaşam için bir gerekliliktir. Çiftler birbirine hoşlandığı şeyleri söyleyebilmeli, kendini seks sırasında iyi ve rahat hissetmeli, seksin bir performans gösterisi veya ‘normal’ olması gerektiğini düşünmemelidir. Bu da ancak karşılıklı konuşarak mümkün olur.

5: Çocuklu ailelerde seks bitmez. Unutulmamalıdır ki, çocuk sahibi olmak cinsellik açısından önemli bir faktör değildir. Çiftler günlük yaşamlarına göre cinselliğe ayıracakları zamanı seçmeli ve bu zaman zarfında özellikle birbirlerine konsantre olmalıdır.

6: Sertleşme Sorunu “Tümüyle kafanızda yarattığınız bir sorun” değildir. Son 25 yılda sertleşme sorunlarının tıbbi bir durumdan kaynaklandığı açıklığa kavuşmuştur. Sertleşme sorununun çoğunlukla psikolojik bir yönü olsa da (depresyon, endişe ve stresin rolü olabilir), hemen her zaman fiziksel bir nedeni vardır.

7: Sertleşme sorunu yalnızca yaşlı erkeklerde görülmez. Bu durum 40 yaşın üzerindeki erkeklerde daha sık görülmekle birlikte, her yaştaki erkekte meydana gelebilir. Yapılan yeni bir çalışma, 40 ile 70 yaşları arasındaki erkeklerin yaklaşık yarısının zaman zaman sertleşme sağlama ve/veya sürdürmede sorun yaşadığını ortaya koymuştur. Sertleşme sorunlarının oranı yaşla birlikte artsa da, tek başına yaşlanma, sertleşme sorununun bir nedeni olarak görülmemektedir. Sertleşme sorunlarının yaşlı erkeklerde daha sık görülmesinin nedeni, yüksek kan basıncı gibi yaşa bağlı hastalıklardır.

8: Cinsel ilişki için çok yaşlı değilsiniz.
Tüm yaşlardaki çiftler cinsel ilişkiyle ilgilidir. Cinsel yaşam sağlıklı bir ilişkinin önemli bir parçasıdır. Gerçekten de, yapılan birçok araştırmada aktif cinsel yaşamın yaşlanmanın çok doğal bir parçası olduğu gösterilmiştir.

9: Çift karşılıklı çekiciliğini yitirmiş olsa bile tekrar elde edebilir. Önemli olan bunu hangi noktada kaybettikleri konusudur. Çiftler birbirlerine karşı çekiciliklerini şu noktalarda yitirirler: Seks sırasında yetersiz olmaktan, anormal olmaktan çekinirlerse, seksle ilgili noktaları partnerleriyle konuşamazlarsa, seks hakkında hissettiklerini sözcüklerle ifade edemezlerse. Seks sırasında veya sonrasında partnerini yakın hissetmekle, birbirine dokunarak heyecanlanmayı beklemekle, fantezi ve arzularla ilgili suçluluk duymamakla ve erkek-kadın vücudunun nasıl çalıştığını karakterlerini değerlendirmekle tensel uyum ve karşılıklı çekicilik tekrar elde edilebilir.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , ,

Ara 05

KADIN ÜREME ORGANLARIHAZNE (VAJİNA):
Dış üreme organları ile rahim arasında uzanan bir kanaldır.
Görevleri: Cinsel birleşme bu kanalda gerçekleşir.
· Adet kanaması bu kana yolu ile dışarı atılır,
· Bu kanal aynı zamanda doğum yoludur.

RAHİM (UTERUS)
Büyüklük ve şekil olarak armuda benzeyen bir organdır. İdrar torbasının arkasında barsağın son kısmının (rektum) önünde yerleşmiştir. İç kısmı endometriyum olarak adlandırılan bir tabaka ile döşenmiştir. Her adet döneminde yeniden hazırlanır ve adet kanaması ile dışarı atılır. Embryo rahim içinde bu tabakada gelişir ve bu tabaka gebeliğe yataklık yapar.

Görevleri:
· 38-40 hafta boyunca bebeğin büyümesi ve gelişmesini sağlayan bir organdır.
· Doğum eylemi sırasında kasılarak bebeğin ve eşinin (Plasenta) doğmasını sağlar.
· Her adet döneminde gelişen endometriyum tabakası dökülerek adet kanamasının olmasını sağlar.

RAHİM KANALLARI (FALLOP TÜP’LERİ):
Rahmin her iki üst yanından yumurtalıklara doğru uzanan çok ince tüplerdir.
Görevleri:
· Yumurtalıklardan atılan yumurta hücresini alarak rahime doğru naklini sağlar.
· Tüp içinde seyahat eden yumurta hücresi eğer bir erkek tohum hücresi ile karşılaşırsa döllenme gerçekleşir, yani sperm ile yumurtanın karşılaşmasını sağlar, döllenme burada gerçekleşir.

YUMURTALIKLAR (OVEKLEK):
Tüplerin karın  boşluğuna açılan uçlarının  bittiği bölgede, karın arka yan duvarına bağlı olarak yer alırlar. Rahim kanalları yumurtanın atılacağı zaman, yumurtalıklar üzerine huni gibi kapanırlar. Şekil olarak bademe benzerler.
Görevleri:
· Her ay olgun bir yumurta hücresi üretirler.
· Hormon salgılarlar. Bu hormonlar iki önemli kadınlık hormonu olan östrojen ve progesterondur. Tüm hayat boyunca etkileri süren hormonlar, üreme organlarının gelişmeleri için önemlidir. Östrojen ve progesteron hormonları endometriyum tabakasını her ay yeni bir gebelik için hazırlarlar.

ÖSTKOJEN:
Adet kanamasından itibaren salgılanmaya başlar. Yumurtlama zamanında en yüksek düzeye ulaşır.

· Rahmin, tüplerin, vajenin ve dış üreme organlarının ergenlik döneminde gelişmesini sağlar.
· Tüplerin hareketini arttırarak yumurtaların rahime taşınmasını sağlar.
· Rahmin iç tabakasının (endometriyum) kalınlaşmasını ve olası bir gebeliğe karşı hazırlanmasını sağlar.
· Rahim kaslarının kasılmasını sağlar:

PROGESTERON:
Yumurtlama olduktan sonra daha fazla miktarda salgılanmaya başlar.
· Gebelikte endometriyum tabakasının yıkılmasını önleyerek gebeliğin devamını sağlar.
· Vücut ısısını yarım derece yükseltir.
· Rahim kaslarının gevşemesini sağlar.
· Yumurtalıklardan salgılanan östrojen ve progesteron hormonlarının kandaki miktarları, beyinde yer alan ve hipofiz adı verilen bir salgı bezi tarafından kontrol edilir. Hipofizden salgılanan östrojen ve progesteronu etkileyen hormonların kısaltılmış isimleri; FSH ve LH’ dır.

FSH (folikül uyarıcı hormon)
Her ay yumurtalıklardan, içinde yumurta hücresini de barındıran bir folikülün, yumurtlama yapabilecek bir kapasiteye kadar gelişmesini sağlar, Gelişen bu yumurta hücresi östrojen hormonu salgılar. Östrojenin kanda yükselmesi FSH’nin düşmesine neden olur.

LH ( Luteinize edici hormon )
FSH ile birlikte yumurtlamayı sağlar. Yumurtlamadan hemen önceki günde LH salgısı artar. Progesteronun kanda yükselmesi LH’nin düşmesine neden olur.

ERKEK ÜREME ORGANLARI

1. İdrar torbası
2. Meni kesecikleri
3. Prostat
4. İdrar yolu
5. Sperm kanalları
6. Epididimis
7. Erkek yumurtalıkları (testisler)

ERKEK YUMURTALIKLARI (TESTİSLER):
Torbalarının içinde sağda ve solda yerleşmiş olarak bulunur. Görevleri;
· Erkek tohum hücrelerini (sperm) üretmek.
· Erkeklik hormonu (testosteron) salgılamak.

TESTİS TORBALARI (SKROTUM):
Testisleri saran deri torbadır.
Görevleri:
· Testislerin 35,5-36 derece sıcaklıkta muhafaza edilmesini sağlar, çünkü erkek yumurtalıkları spermi ancak bu sıcaklıkta üretir. Oysa vücut sıcaklığı 37 derecedir, bu nedenle erkeklerde yumurtalıklar kadınlardan farklı olarak torba içinde vücut dışına alınmıştır.

EPİDİDİMİS:
Testislerde üretilen tohum hücrelerinin, tohum kanallarına
ulaşmadan önce toplandıkları yerdir.
Görevleri:
· Erkek tohum hücrelerinin olgunlaşmak için kısa bir süre beklemelerini sağlar

TOHUM KANALLARI (SPERM KANALLARI):
Erkek tohum hücrelerini testislerden çıktıktan sonra meni keseciğine ulaşmak için geçtikleri kanaldır.
Görevleri:
· Erkek tohum hücrelerini taşımada aracı bir yoldur.

MENİ KESECİKLERİ ( VESİKA SEMİNALİB):
İdrar torbası ile rektum arasında bulunan kese şeklindeki bir yapıdır.
Görevleri:
· Dışarıya atılmadan önce erkek tohum hücrelerini içinde muhafaza eder.
· Boşalma anında atılan sıvının (meni) bir kısmını üretir.
· Salgıladığı sıvı ile erkek tohum hücrelerinin beslenmesi ve hareketini sağlar.

PROSTTAT:
İdrar torbasının hemen altında yer alan ceviz büyüklüğünde bir organdır.
Görevleri:
· Alkalen (asit olmayan) bir sıvı salgılayarak spermlerin asidik ortam olan vajende yaşamalarını sağlar.
· Adale kasılmaları ile erkek tohum hücrelerinin hızla dışarı atılmasını sağlar.

PENİS:
Erkekte dış üreme organıdır.
Görevleri:
· Cinsel birleşme sırasında spermlerin hazneye atılmasını sağlar.
· İdrar yolu da penis aracılığı ile dışarı açılır.

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , ,

Ara 05
Ne sıklıkta emzireyim ?

  • Her istediğinde emziriniz
  • (8-12 kez/gün) Dört saatten fazla aç kalmasın

Sütümü nasıl saklayabilirim ?

  • Buzdolabında 48 saat
  • Buzdolabı buzlukta 3-4 ay
  • Derin dondurucuda 6 ay

Vitamin kullanmamız gerekiyor mu ?Yenidoğan döneminde mutlaka kullanılması gereken vitaminler vardır.
Bunları doktorunuza danışarak kullanmalısınız. Bunlar;

  • K vit 1 mg (doğumda)
  • D vit 400 Ü/gün
  • Demir 1 mg/ kg/ gün
  • Flor 0.25 mg/gün

Göbek bakımını ne ile yapalım ?%60-70 alkol Kuru ve temiz tutma

Bebeğimizi hangi sıklıkta banyo ettirelim ?

Sabun ve şampuanı haftada 2 defadan fazla kullanmak doğru değildir
Ama bunlar kullanılmadan her gün duş aldırabilirsiniz.

Banyo sırasında;
Oda ısısı 22-25 0C ise
Banyo suyu 32 0C olmalıdır.

Hangi pişik kremini kullanalım ?

Sürekli bir pomat kullanmanız gerekmez.

  • %10 çinko oksid, parafin içerenleri kullanınız.
  • Talk pudrası kullanmayınız.

Bebek için uygun oda ısısı kaç derece olmalıdır ?Gündüz 20-240C
Gece 16-18 0C

Sizin giydiğinizden bir kat fazla giydirmeniz yeterlidir.

Ne kadar kilo alması gerekir ?

  • Bebeğinizin ağırlığı günde 20-30 gram artmalı.
  • Boyu ayda 3,5 cm uzamalı ve baş çevresi ayda 2 cm artmalıdır.

Aşılarına ne zaman  başlayacağız ?
 

Yaş Olması Gereken Aşı
Doğumda Hepatit B, 
1 Ayında Hepatit B,
2.Ayında BCG(Verem), Difteri-Tetanoz-Boğmaca, Çocuk Felci, HİB(Heamofilus İnfluenza B)
4. Ayında Difteri-Tetanoz-Boğmaca, Çocuk Felci, HİB
6. Ayında Hepatit B, Difteri-Tetanoz-Boğmaca, Çocuk Felci, HİB
9. Ayında Kızamık
15. Ayında HİB, Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık, Varicella
18. Ayında Difteri-Tetanoz-Boğmaca, Çocuk Felci
4-6 Yaşında Difteri-Tetanoz-Boğmaca, Çocuk Felci, Kızamık-Kabakulak-Kızamıkçık
7. Yaşında BCG(Verem)
11-12 Yaşında Hepatit B, Tetanoz-Difteri(yarım doz)

Bebeğimizin odasını ne zaman ayıralım ?

Bunun için ;
2 ile 6 ay arası dönem en uygun dönemdir.
En geç 6 aylık iken bebeğin bir düzeni olması gerekir.

Arabaya bebek koltuğu almak gerekir mi ?

  • Emniyet standartlarına uygun bir emniyet koltuğu kullanılmalıdır.
  • En az 9 kg olana ve 1 yaşına dek bebekleri arkaya bakacak şekilde yerleştirin.Daha sonra öne bakabilir.
  • En güvenli yer arka koltuğun ortasıdır.
  • Ön yolcu hava yastığı olan arabalarda bebek öne oturtulmamalıdır.
  • Araba içinde herşey sabit hale getirilmelidir.

Tekrar ne zaman doktora kontrole getirelim ?İlk 3 yılda en az 9 kez sağlık kontrolü yapılmalıdır.
1, 2, 4, 6, 9, 12, 18. ay,
2 ve 3. Yaşta doktor kontrolünden geçmesi uygundur.

ENDİŞELER


Bebeğim bu günlerde çok sık emmeye başladı. Neden olabilir ?Bebeğiniz zaman zaman büyümesi hızlanır. Bu büyüme hamleleri

  • 8-12. gün
  • 3-4. hafta
  • 3. Ay

Acaba sütüm yetmiyor mu ?Aşağıdaki  durumların bir veya birkaçı bebeğinizde görülüyorsa sütünüz yetmiyor olabilir. Bir doktora başvurmalısınız.

  • Günde 6 dan az idrar yapma
  • Günde 3-4 den az sarı renkli gaita
  • Yeşil, kahverengi ve siyah gaita
  • Günde 8 den az meme emme
  • Devamlı meme isteme
  • Yutma sesi duyulmaması
  • 5. Günde süt gelmemesi
  • Hep 4-6 saatten fazla uyuma
  • Doğum kilosuna 10.günde yeniden ulaşmama
  • Memelerde hep aşırı gerginlik
  • Meme uçlarında ağrı
  • Günde 15-30 gramdan az ağırlık artışı

Her emzirmeden sonra az miktarda kusuyor. Bu normal mi ?3 ay altındaki bebeklerin % 80’i günde en az bir kez kusar.

Bebeğim çok uyuyor. Bu normal mi ?

Yenidoğan bir bebek ortalama 14-16 saat uyur

Bebeğim niçin çok ağlıyor ?

Bütün bebekler ağlar.Aşağıdakiler ağlamasının nedenleridir.

  • Açlık
  • Uykusuzluk
  • Fiziksel ağrı
  • Altının ıslak olması
  • Üstünün değiştirilmesi
  • Çok soğuk veya sıcak olması
  • Kucaklanma isteği
  • Kolik

Zaman zaman gözleri şaşı oluyor. Bu normal mi ?Bebeklerde ilk altı ayda olabilir
Devam ederse mutlaka göz doktoru veya çocuk dortoruna danışmanız gerekir.

Bebeğimin bacakları eğri mi ?

Bebeklerin bacakları yürümeye başladıktan 6-9 ay sonra düzelir

Saçları ne zaman büyümeye başlayacak ?

3-6 aydan sonra saçları uzamaya başlar

ACABA


Bebeğimizin bulunduğu odada klimayı çalıştırmamızın sakıncası olur mu ?Oda ısısı 22 0C altında olmamak ve doğrudan bebeğe üflememek kaydıyla klima çalıştırabilirsiniz.

Göz rengi değişir mi ?

Kalıcı göz rengi 8-9 ayda belli olur.

Bebeğim şu anda görebiliyor mu ?

Yenidoğanda görme keskinliği 20/400 ‘ dür. 20-35 cm.den görür. Görme keskinliği 8 aylık bebekte 20/40, 5 yaşında 20/20 olur.
Renkleri doğumdan itibaren farkeder. Derinlik algılanması 4. ayda başlayıp 8.ayda tam olarak gelişir.

Evde köpeğimiz / kedimiz var. Bebeğimiz açısından bir sakıncası var mı ?

Beslediğiniz ev hayvanı bebeğinizi kıskanabilir ve uyumluluk eğitimi programına gerek olabilir.Bebeğin odasına girmelerine izin vermemek daha doğru olur.

Ana kucağı kullanabilir miyiz ?

Kullanmanızın bir sakıncası yoktur.
Ancak bebeği ana kucağı ile taşır iken koşmamalıdır.

Bebeğimizle ne zaman yolculuk edebiliriz ? Uçakla gidebilir miyiz ?

Emniyet koltuğu varken ilk günden itibaren kısa yolculuk yapılabilir.
Uçak için mümkünse 6 haftalık olması beklenebilir. İniş ve kalkışta emzirilmeli

UYARILAR


Başka dikkat etmemiz gereken bir şey var mı ?Aşağıdaki durumlarda DERHAL HEKİME BAŞVURUNUZ

  • Emmede zayıflama
  • Uzun süre uyuma
  • Vücudunda gevşeklik
  • Hareketlerinde yavaşlama
  • Ağlamama
  • Tiz sesle ağlama
  • Fışkırır tarzda kusma
  • Morarma
  • Kilo alamama

NELERE DİKKAT ETMELİ SİNİZ ?

  • Bebeğinizi masada yalnız bırakmayın
  • Banyo küvetine 5 cm.den fazla su koymayın. Altına havlu koyarak kaymasını engelleyin
  • Evcil bir hayvanla bebeğinizi yalnız bırakmayın
  • Beş yaşın altındaki kardeşiyle bebeğinizi yalnız bırakmayın
  • Bebeğin üzerinde veya karyolasında 12 cm.den uzun kurdele-ip bulundurmayın
  • Evde yangın dedektörleri kullanın
  • Bir bebek baş kontrolünü tam olarak kazanmadan havuza girmemelidir. 6 ay altı bebekler 28-29 0C altında suya sokulmamalı
  • On dört yaşın altında bakıcıyla bırakmayın
  • Bebeği havaya atmayın ve sarsmayın
  • Bebeği hiçbir zaman evde bir an bile yalnız bırakmayın
  • Arabada bebeğinizi yalnız bırakmayın. Sıcak havada sıcak çarpması riskini unutmayın

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , ,

Ara 02

kızlık zarı resimleri

 Kızlık zarı nedir?

Kızlık zarı doğa
tarafından vajenin giriş kısmına yerleştirilmiş olan ve adet görünceye kadar
vajeni ve rahmi dışarıdan gelebilecek mikroplara karşı
koruyan bir oluşumdur.

Yapısı nedir?

Kızlık
zarı ,mukoza dediğimiz ağız içi yapısına benzeyen bir yapıya sahiptir.

Herkesde kızlık zarı varmıdır?

Bazı
kadınlarımızda doğuştan bulunmayabilir.

Kızlık zarı nerededir?

Kızlık
zarı vajina (dölyolu) girişinde yaklaşık 1-2 cm. içeridedir.

Herkesin kızlık zarı aynı mıdır?

Hayır,
kadından kadına çok büyük farklılıklar gösterebilmekle beraber belli başlı
altı-yedi çeşide ayırabiliriz. Bunlar;

annuler kızlık zarı
yani;

HALKA
ŞEKLİNDE KIZLIK ZARI

en sık rastlananıdır.

semilunar kızlık zarı,
yani;

YARIM
HALKA veya
ESNEK ZAR olarak bilinen
bilinen kızlık zarı.

zarın dıştan içe
kalınlığı fazla olmadığı için genelde ilişki sırasında yırtılmaz.

Ancak doğum sırasında
yırtılır.

septalı kızlık zarı,
yani;

PERDELİ
veya BÖLMELİ KIZLIK ZARI

cribriformis kızlık
zarı, yani;

DELİKLİ
veya ELEK TARZINDA
KIZLIK ZARI,

bu tip kızlık
zarlarının ilişki esnasında yırtılması biraz daha fazla acılı ve zordur.

fimbriatus
kızlık zarı, yani;

SAÇAKLI AÇIKLIĞI OLAN KIZLIK ZARI

carnosus
kızlık zarı, yani;

ETLİ
KIZLIK ZARI ( kalınlığı fazla olan)

bu kızlık zarı da
ilişkide kolay kolay yırtılmayan ,bazen bizim ufak bir cerrahi müdehale yapmamızı
gerektiren ,bazende kanaması çok fazla olabilen tipte kızlık zarıdır

imperfore kızlık zarı,
yani;

KAPALI KIZLIK ZARI,

bu zarda hiç bir
açıklık bulunmamaktadır. İlk adet görmeyle beraber problem başlayacak,adet kanı
dışarı akamayacağı için şiddetli bir ağrı şikayeti olacak ve sonuçta bu zar
üzerinde adet kanının dışarı akmasını sağlayacak kadar bazı delikler hekim
tarafından açılacak ve kişi rahatlayacaktır. Bu yapılan işlem kişinin cinsel
ilişkide kanamasına mani olmaz.

Kızlık zarı ilişki dışında ne zaman yırtılır?

İlişki dışında bazen uzakdoğu sporu ,jimnastik gibi aktif ve normalin dışında bacak açma hareketi yapanlarda,

kaza ve bazen düşmelerde yırtılabilir.

Yırtılan kızlık zarı sonra tekrar iyileşirmi?Kapanırmı?

Hayır,farklı bir yapıya sahip olan kızlık zarının yırtılan kısımları hiç bir zaman tekrar birleşmez.

Masturbasyon yaparken yırtılabilirmi?

Eğer içinize bir şey sokmadan sadece sürtünme yoluyla masturbasyon yapıyorsanız yırtılmaz.

Kızlık zarı parmak girmesinden zarar görürmü?

Bu kızlık zarının tipine bağlıdır,bazı kızlık zarına hiç bir şey olmayacağı gibi,bazılarıda yırtılabilir.

İlk ilişkide çok acı verirmi?

Genelde bu sizin partnerinizle ne kadar uyum içinde olduğunuza ve kızlık zarının tipinede bağlı olmakla beraber yavaş hareket edilecek olursa fazla bir acı vermez.

Ya yırtılmazsa?

Yırtılmazsa bir jinekolog tarafından uyuşturularak size hiç bir şey hissettirilmeden açılabilir.

İlk ilişkide kızlık zarının acısından çok korkuyorum,ne yapabilirim?

Eşinizle anlaşarak bir jinekoloğa giderseniz,o bunu uyuştururarak size hiç bir şey hissettirimeden açabilir.

Çok kanarmı ?

Hayır,pembe renkli (vajen salgıları ile karıştığı için kanın rengi açılır) bir kaç damla kan gelebilir.

Ya kanama durmazsa?

Çok kalın kızlık zarlarında bazen olabilmektedir,doktora müracaat ederseniz o gerekli müdahaleyi yaparak kanamayı durduracaktır.

Kızlık zarı tamir edilir mi ? dikilir mi?

Evet,kızlık zarı dikilir.

Dikilen bir kızlık zarı yüzde yüz kanarmı?

Evet dikilen bir zar yüzde yüz kanar.

Kızlık zarı dikilmesi için ilişki sayısının veya ne kadar süredir ilişkiye girildiğinin önemi varmıdır?

Hayır yoktur,çocuk doğurmuş kadınlarda dahi bu kızlık zarı tamir edilir.

Kızlık zarı dikişi acırmı? ne kadar sürer?nasıl bir ameliyattır?

Hayır acımaz, siz uyutularak veya o bölge uyuşturularak yapılır,10 ila 30 dakika arasında sürer,operasyondan sonra rahatlıkla yürüyebilir veya çalışabilirsiniz.hiç kimse sizin böyle bir operasyon geçirdiğinizi anlamaz.

Kızlık zarımı kendim kontrol edebilirmiyim?

Hayır ,uygun pozisyonu aldığınızda ayna yardımı ile görebilirsiniz fakat tıbbi bilginiz yetersiz olduğu için yorum yapamazsınız.

Kim kontrol edebilir?

Bir kadın doğum uzmanı bu konuda size yardımcı olacaktır

Kontrol sırasında acırmı? veya zarar gelebilirmi?

Hiç bir acı hissetmeyeceğiniz gibi,hiç bir zararda gelmeyecektir

admin tarafından yazılmıştır \\ etiketler: , , , , , , , ,

* Bu sitedeki Tum bilgiler sadece Bilgilendirme amaclidir Lutfen Hastaliklarinizi Hekimlere DANISINIZ .. !!

eXTReMe Tracker